Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlar. Yazıda beş yıllık hak düşürücü süre, sigortasız çalışmanın ispatında kullanılan deliller, tanık beyanları, görevli mahkeme, başvuru süreci ve dilekçe örneği açıklanmaktadır.
Hizmet tespit davası, bir işçinin sigortasız çalıştığı veya sigorta prim günlerinin eksik bildirildiği dönemlerin mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlayan hukuki yoldur. İşçi, gerçekte çalışmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında görünmeyen hizmetlerinin tespitini isteyebilir. Mahkemenin kabul kararı kesinleştiğinde belirlenen çalışma süreleri ve prime esas kazançlar sosyal güvenlik işlemlerinde dikkate alınır.
Bu davalarda beş yıllık hak düşürücü süre, sigortasız çalışmanın ispatı ve doğru işverenin davalı gösterilmesi belirleyici konulardır. Ancak her sigortasız çalışma için sürenin aynı şekilde hesaplandığı söylenemez. Kuruma daha önce yapılan bildirimler, çalışmanın kesintisiz devam etmesi ve denetim kayıtları davanın değerlendirilmesini değiştirebilir.
Hizmet Tespit Davası Nedir ve Hangi Hakları Korur?
Hizmet tespit davası, işçinin hizmet sözleşmesine dayanan fiilî çalışmasının sosyal güvenlik kayıtlarına yansıtılmasını amaçlayan bir tespit davasıdır. Temel hukuki dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasıdır. Düzenleme, işverence bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların belirli şartlarda mahkeme kararıyla ispatlanmasına olanak tanır. Kanun metnine Adalet Bakanlığı mevzuat sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Dava, esas olarak 4/1-a kapsamında hizmet akdiyle çalışan kişilerin bildirilmeyen zorunlu sigortalılık sürelerine yöneliktir. Mahkeme yalnızca işçinin belirli tarihlerde işyerinde bulunup bulunmadığını değil, sigortalı sayılmasını gerektiren gerçek bir çalışma ilişkisinin mevcut olup olmadığını inceler.
Karar sonucunda tespit edilen günler, şartları varsa emeklilik için gerekli prim ödeme gün sayısına ve sigortalılık süresine ilişkin değerlendirmeleri etkileyebilir. Prime esas kazançların belirlenmesi de ileride bağlanabilecek aylıkların hesabı açısından önem taşıyabilir. Bununla birlikte dava kazanılması doğrudan emeklilik hakkı doğurmaz. Yaş, sigortalılık süresi ve diğer koşullar ayrıca değerlendirilir.
Kimler Hizmet Tespit Davası Açabilir?
İşveren tarafından hiç sigortalı gösterilmeyen veya çalışmasının yalnızca bir bölümü bildirilen kişiler, gerekli şartlar oluştuğunda hizmet tespiti isteyebilir. Başvuru için iş ilişkisinin sona ermiş olması zorunlu değildir. Devam eden çalışmalardaki kayıt eksiklikleri de uyuşmazlık konusu yapılabilir.
Uygulamada dava ihtiyacı özellikle şu durumlarda ortaya çıkar:
- İşçinin çalışmasına rağmen SGK'ye hiç işe giriş bildirgesi verilmemesi.
- İşe giriş tarihinin gerçek çalışma başlangıcından sonraki bir tarih olarak bildirilmesi.
- Ay boyunca çalışıldığı hâlde prim günlerinin eksik gösterilmesi.
- Fiilen devam eden çalışmanın belirli dönemlerde sigortaya yansıtılmaması.
- Çalışanın işten çıkarılmış gibi gösterilmesine rağmen aynı işyerinde çalışmayı sürdürmesi.
Sigortalının ölümü hâlinde mirasçıları da hukuki koşullar çerçevesinde tespit talebinde bulunabilir. Bununla birlikte bağımsız çalışanların sigortalılığı, isteğe bağlı sigorta ve özel statülere tabi çalışmalar aynı dava hükümleriyle değerlendirilmez. Özellikle ev hizmetlerinde çalışma, staj ve çıraklık gibi durumlarda ilgili dönemin özel sigortalılık kuralları incelenmelidir.
Hizmet Tespit Davası ile İşçilik Alacağı Davası Arasındaki Fark
Hizmet tespiti ile ücret veya tazminat talebi aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bir işçi hem sigortasız çalışmış hem de ücretini alamamış olabilir. Ancak bu sorunlar farklı talepler ve usuller gerektirir.
| Uyuşmazlık | Temel amaç | Başlıca inceleme konusu |
|---|---|---|
| Hizmet tespit davası | Bildirilmeyen sigortalı çalışmanın belirlenmesi | Çalışma dönemi ve prim günleri |
| İşçilik alacağı davası | Ücret veya tazminatın tahsili | Alacağın doğumu ve miktarı |
| SGK işlemine ilişkin uyuşmazlık | Kurum kararının veya kayıt işleminin denetlenmesi | İlgili idari işlem ve sosyal güvenlik mevzuatı |
Örneğin hizmet tespit kararı, tek başına ödenmemiş fazla mesai ücretinin tahsilini sağlamaz. Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için ayrı talepler gerekebilir. Bu ayrım dava şartı arabuluculuk ve sürelerin hesaplanması açısından da önemlidir.
Dava Öncesinde Sigorta Kayıtları Nasıl Kontrol Edilir?
Sigortasız çalışma iddiasının hazırlanmasında ilk işlem, mevcut SGK kayıtlarının gerçek çalışma geçmişiyle karşılaştırılmasıdır. e-Devlet üzerinden SGK Tescil ve Hizmet Dökümü ile işyeri unvan bilgileri incelenebilir.
Kontrol sırasında işçinin çalışmaya başladığı tarih, işten ayrıldığı tarih, bildirilen prim günleri ve prime esas kazançlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bazı aylarda hiç kayıt bulunmaması ile kayıt bulunmasına rağmen eksik gün gösterilmesi aynı durum değildir.
İşçinin yalnızca toplam prim gününe bakması yeterli olmaz. Uyuşmazlığın hangi işyerine ve hangi döneme ait olduğu belirlenmelidir. İşverenin şirket unvanı değişmişse veya çalışma farklı şubelerde geçmişse eski işyeri bilgileri de araştırılmalıdır.
Hazırlık için her çalışma dönemi bakımından gerçek başlangıç tarihi, fiilî bitiş tarihi, yapılan iş, bildirilen gün sayısı ve eksik olduğu düşünülen süreleri içeren bir çizelge oluşturulabilir. Böylece dava dilekçesinde belirsiz bir çalışma iddiası yerine somut dönemler gösterilebilir.

Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı mı Hak Düşürücü Süre mi?
Hizmet tespit davası zamanaşımı olarak araştırılan beş yıllık süre, hukuken hak düşürücü süre niteliğindedir. 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde, bildirilmeyen çalışmaların hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemede ispatlanabilmesi düzenlenmiştir.
Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı sonuçlara sahiptir. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden dikkate alabilir. Sürenin dolması, ilgili hizmetin tespitinin mahkemeden istenebilmesini engelleyebilir. Bu nedenle işçinin yalnızca sigortasız çalıştığını kanıtlaması değil, süre koşulunu da değerlendirmesi gerekir.
Beş Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Kanundaki genel başlangıç noktası, hizmetin geçtiği yılın sonudur. Bununla birlikte kesintisiz devam eden çalışma ilişkilerinde sürenin hesabı, bildirilen hizmetler ve çalışmanın sona erdiği tarih birlikte değerlendirilerek yapılabilir.
Örneğin sigortasız çalışma 2021 yılında sona ermiş ve hak düşürücü süreye ilişkin herhangi bir istisna bulunmuyorsa genel hesaplamada 31 Aralık 2021 esas alınır. Beş yıllık sürenin sonu 31 Aralık 2026 olur. Ancak fiilî çalışmanın daha sonra devam etmesi veya SGK'ye ilgili bildirimin yapılmış olması farklı bir hukuki değerlendirme gerektirebilir.
Birden fazla işyerindeki çalışmaların, gerçek kesintilerin ve sigorta bildirimi bulunan dönemlerin ayrı incelenmesi gerekir. Özellikle geçmiş yıllara ilişkin taleplerde dava süresi, yalnızca takvim hesabıyla kesinleştirilmemelidir.
Beş Yıllık Sürenin Uygulanmadığı Durumlar
İşverenin sigortalıya ilişkin işe giriş bildirgesi veya ilgili dönem belgelerini Kuruma vermesi, hak düşürücü sürenin değerlendirilmesini değiştirebilir. SGK'nin çalışmayı resmî denetim yoluyla tespit etmiş olması da önem taşır.
Yargıtay uygulamasında, Kurumun haberdar olduğu ve sonrasında kesintisiz devam ettiği kanıtlanan hizmetler bakımından hak düşürücü sürenin uygulanmaması söz konusu olabilir. Ancak bildirimin yapıldığı tarihten önceki dönemler otomatik olarak bu istisnanın kapsamına girmez.
İşe giriş bildirgesinin bulunması, bildirgedeki tarihten önceki bütün çalışmalar için sürenin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bildirimin Kuruma ne zaman ulaştığı ve hangi dönemi kapsadığı araştırılmalıdır.
SGK'ye şikâyet dilekçesi verilmesi de tek başına dava açma süresini durdurduğu varsayımıyla değerlendirilmemelidir. Sürenin dolma ihtimali bulunan durumlarda doğrudan hukuki inceleme yapılması gerekir.
Sigortasız Çalışma Hangi Delillerle İspatlanır?
Hizmet tespit davalarında çalışmanın varlığı çeşitli delillerle ispatlanabilir. Ancak işçinin belirli bir işyerinde bulunduğunun gösterilmesi tek başına yeterli olmayabilir. Delillerin fiilî çalışma ilişkisini, işverenin yönetim ve denetimini, çalışma tarihlerini ve işin niteliğini ortaya koyması beklenir.
Başvuruda yararlanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- İşyeri belgeleri: Puantaj cetvelleri, vardiya çizelgeleri, personel listeleri, görev dağılımı kayıtları ve imzalı işyeri evrakı.
- Ücret kayıtları: Banka hesap hareketleri, ödeme açıklamaları, ücret bordroları ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş ödeme belgeleri.
- Yazışmalar: İşveren veya yöneticilerle yapılan ve görev talimatlarını, çalışma tarihlerini ya da ücret ilişkisini gösteren mesajlar.
- İşyerine ilişkin kayıtlar: Giriş çıkış sistemleri, görev teslim belgeleri, işyeri yazışmaları ve uygun koşullarda kamera kayıtları.
- Resmî kayıtlar: SGK denetim tutanakları, işyeri sicil belgeleri, ilgili kurum kayıtları ve önceki çalışma bildirimleri.
- Tanıklar: Davacının çalışma dönemini doğrudan bilen iş arkadaşları, yöneticiler ve koşullara göre komşu işyeri çalışanları.
Delillerin birbirini doğrulaması önemlidir. Örneğin banka ödemeleri, vardiya listesi ve aynı tarihlerde işyerinde çalışan bir tanığın anlatımı birlikte değerlendirildiğinde çalışma ilişkisi daha somut biçimde ortaya konabilir.
Fotoğraflar veya mesajlar ise tek başına her zaman yeterli olmayabilir. Bir fotoğraf işyerinde bulunmayı gösterebilir fakat düzenli ve hizmet akdine bağlı çalışmanın süresini kanıtlamayabilir.
İmzalı Belgeler Neden Önemlidir?
İşçinin imzasını taşıyan ücret bordrosu veya işe giriş bildirgesi, uyuşmazlığın kapsamını etkileyebilir. Özellikle sigortalı çalışmanın kesintili olduğunu gösteren belgeler karşısında, aksi yöndeki iddianın yalnızca genel tanık anlatımlarıyla ispatlanması yeterli görülmeyebilir.
Bu nedenle imzalı belgeler, hangi döneme ilişkin oldukları ve gerçeği yansıtıp yansıtmadıkları yönünden incelenmelidir. İmzanın işçiye ait olmadığı veya belgenin baskı altında imzalandığı ileri sürülüyorsa bu iddianın da uygun delillerle desteklenmesi gerekir.
Tanık Beyanları Hizmet Tespit Davasında Yeterli midir?
Tanık anlatımları önemli delillerdendir ancak otomatik olarak davanın kabulünü sağlamaz. Tanığın davacıyı gerçekten aynı dönemde çalışırken görmüş olması, hangi görevi yaptığını bilmesi ve çalışma süresi hakkında doğrudan bilgi verebilmesi önem taşır.
Mahkemeler, işyerinin bordrolarında görünen çalışanların tanıklığına özellikle başvurabilir. Komşu işyerlerinde çalışan ve davacının fiilî çalışmasını gözlemleyebilen kişiler de dinlenebilir.
Tanığın beyanı değerlendirilirken kendi sigorta kayıtlarıyla anlatımının uyumlu olup olmadığı araştırılabilir. Örneğin işçinin çalışma döneminde aynı işyerinde bulunmadığı anlaşılan bir tanığın bütün döneme ilişkin kesin ifadeleri daha dikkatli değerlendirilir.
Hizmet tespit davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle mahkeme, tarafların sunduğu delillerle yetinmeyebilir. Gerekli gördüğünde işyeri kayıtlarını ve resmî belgeleri getirterek kendiliğinden araştırma yapabilir. İşverenin çalışmayı kabul etmesi de tek başına mahkemeyi bağlayan kesin bir ispat oluşturmaz.
Hizmet Tespit Davası Nasıl Açılır?
Dava sürecinde doğru çalışma döneminin belirlenmesi, uygun delillerin gösterilmesi ve yetkili mahkemeye başvurulması gerekir. Hazırlık aşamasında şu sıra izlenebilir:
- SGK hizmet dökümünü inceleyin. Bildirilmeyen ayları ve eksik prim günlerini gerçek çalışma geçmişinizle karşılaştırın.
- İşveren bilgilerini belirleyin. Çalışmanın geçtiği dönemdeki işverenin hukuki kimliğini, unvanını ve varsa alt işveren ilişkisini araştırın.
- Hak düşürücü süreyi kontrol edin. Çalışmanın bitiş tarihini, Kuruma verilen belgeleri ve kesintisiz çalışma iddiasını birlikte değerlendirin.
- Delilleri sınıflandırın. Yazılı belgeleri dönemlerine göre düzenleyin ve çalışma hakkında doğrudan bilgi sahibi tanıkları belirleyin.
- Dava dilekçesini hazırlayın. Tespiti istenen süreleri, çalışma koşullarını ve hukuki talebi açık şekilde gösterin.
- Görevli ve yetkili mahkemeye başvurun. Başvuru sırasında gerekli usul işlemlerini ve yargılama giderlerine ilişkin yükümlülükleri yerine getirin.
Dava açıldıktan sonra mahkeme SGK kayıtlarını, işyeri dosyalarını ve gerekli gördüğü diğer belgeleri toplar. Tanıklar dinlenebilir, ilgili kurumlardan kayıt istenebilir ve teknik inceleme gerektiren konularda bilirkişi değerlendirmesi yapılabilir.
Hangi Mahkeme Görevlidir ve Dava Kime Açılır?
Hizmet tespit davasında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ilgili uyuşmazlığa asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakabilir.
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde işverenin yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer dikkate alınabilir. Davanın ilgili dönemdeki gerçek işverene yöneltilmesi gerekir. Şirket devri, kapanma, işverenin ölümü veya alt işveren ilişkisi varsa tarafların belirlenmesi ayrıca inceleme gerektirir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca hizmet akdine bağlı zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davalarında SGK'ye önceden başvuru zorunluluğu bulunmaz. İşveren aleyhine açılan dava Kuruma mahkeme tarafından ihbar edilir. Kurum, davaya ferî müdahil olarak katılabilir. İlgili düzenlemeye Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayımlanan kanun metninden ulaşılabilir.
Arabuluculuk Başvurusu Zorunlu mu?
Yalnızca sigortasız hizmet sürelerinin tespitini amaçlayan dava için zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaz. Buna karşılık ücret, kıdem tazminatı veya diğer işçilik alacakları için arabuluculuk dava şartı olabilir.
Bu nedenle hizmet tespitiyle birlikte başka talepler düşünülüyorsa her birinin hukuki niteliği ve başvuru koşulları ayrı değerlendirilmelidir. SGK'ye şikâyet başvurusu yapılabilmesi ile mahkemede hizmet tespiti davası açılması da birbirinden farklı işlemlerdir.
Hizmet Tespit Davası Dilekçe Örneği
Hizmet tespit davası dilekçe örneği, talep edilen çalışma dönemini somutlaştırmaya yardımcı olur. Dilekçede davacının kimlik ve iletişim bilgileri, işverenin unvanı, çalışma tarihleri, eksik bildirim iddiası ve deliller açıkça gösterilmelidir.
Aşağıdaki örnek, genel bir hizmet tespit talebinin temel bölümlerini göstermektedir. Köşeli parantezli alanlar gerçek olayın bilgileriyle doldurulmalıdır.
[YER] NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE
DAVACI: [Ad soyad, T.C. kimlik numarası ve adres]
DAVALI: [İşverenin adı veya ticaret unvanı ve adresi]
KONU: Davalı işyerinde geçen ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. Davacı, davalıya ait [işyeri adı ve adresi] bünyesinde [başlangıç tarihi] ile [bitiş tarihi] arasında [görev] olarak çalışmıştır. Çalışma sırasında davalı işverenin talimatları doğrultusunda [yapılan işlerin kısa açıklaması] görevlerini yerine getirmiştir.
2. Çalışma ilişkisi kapsamında davacıya [ücret ödeme şekli ve biliniyorsa tutarı] üzerinden ödeme yapılmıştır. Davacının çalışma günleri ve işyerindeki görevleri [belgeler ve tanıkların açıklaması] ile ortaya konulabilecektir.
3. SGK hizmet kayıtlarının incelenmesinde [bildirilmeyen veya eksik bildirilen dönemler] yönünden sigortalılık bildirimlerinin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır. Fiilî çalışmanın mevcut olduğu ilgili dönemlerin tespiti gerekmektedir.
4. İşyeri kayıtlarının, SGK dosyasının ve gerektiğinde ilgili kurum belgelerinin getirtilmesiyle çalışma süresinin belirlenmesi mümkündür. Tanıkların dinlenmesi ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi talep edilmektedir.
HUKUKİ NEDENLER: 5510 sayılı Kanun, 7036 sayılı Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: SGK hizmet dökümü, işyeri kayıtları, ücret belgeleri, banka hareketleri, yazışmalar, tanık beyanları, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve hukuka uygun diğer deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle davacının davalı işyerinde [başlangıç tarihi] ile [bitiş tarihi] arasında bildirim dışı kalan sigortalı çalışmalarının ve bunlara ilişkin prim ödeme gün sayıları ile gerekli prime esas kazançların tespitine, yargılama giderleri hakkında karar verilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim.
Tarih: [Gün, ay, yıl]
Davacı: [Ad soyad ve imza]
Bu örnek bütün uyuşmazlıklara doğrudan uygulanamaz. Özellikle birden fazla işveren, kesintili çalışma, ücret tespiti veya geçmiş dönemlere ilişkin hak düşürücü süre tartışması varsa dilekçenin olayın özelliklerine göre hazırlanması gerekir.
Hizmet Tespit Davası Emsal Kararlar Açısından Nasıl Değerlendirilir?
Hizmet tespit davası emsal kararlar bakımından incelendiğinde Yargıtay'ın özellikle fiilî çalışmanın gerçekliği, tanıkların güvenilirliği, yazılı kayıtlar ve hak düşürücü süre üzerinde durduğu görülür.
Yargıtay kararlarında kamu düzeni niteliği nedeniyle mahkemenin gerektiğinde kendiliğinden araştırma yapabileceği vurgulanır. İşyerinin faaliyet alanı, çalışan sayısı ve işçinin görevleri ile tanık anlatımları arasında tutarlılık aranır. Bu yaklaşımı yansıtan kararlara Adalet Bakanlığı içtihat sistemi üzerinden erişilebilir.
Emsal kararların değerlendirilmesinde üç ayrım öne çıkar:
- Fiilî çalışma: Yalnızca işyerine gidildiğini değil, hizmet akdine bağlı çalışma gerçekleştiğini gösteren deliller gerekir.
- Bildirim ve süre: İşe giriş bildirgesi ile dönem bordrolarının varlığı, kapsamı ve Kuruma ulaşma zamanı önem taşır.
- Çalışma ve ücret: Çalışmanın gerçekleştiğinin ispatı ile asgari ücretin üzerinde prime esas kazanç iddiasının ispatı farklı değerlendirmelere tabi olabilir.
Her emsal kararın sonucu başka bir dosyaya doğrudan uygulanamaz. Çalışmanın tarihleri, imzalı belgeler, işyerinin özellikleri ve kesintilerin varlığı farklı sonuçlar doğurabilir.
Dava Masrafları ve Yargılama Süresi
Hizmet tespit davasında başvuru harçları, gider avansı, tanık işlemleri ve gerekli incelemeler nedeniyle yargılama giderleri oluşabilir. Avukatla temsil tercih edildiğinde vekâlet ücreti de ayrıca değerlendirilir.
Masraflar dosyanın niteliğine ve yürürlükteki tarifelere göre değiştiğinden bütün davalar için tek bir tutar belirtmek doğru değildir. Ekonomik durumu uygun olmayan kişiler, kanuni şartları taşıyorlarsa adli yardım talebinde bulunabilir.
Davanın ne kadar süreceği de kesin olarak öngörülemez. Eski işyeri kayıtlarının bulunması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve kanun yolu başvuruları yargılama süresini etkileyebilir. Delillerin önceden düzenlenmesi gereksiz araştırma ve belge eksikliklerini azaltmaya yardımcı olur.
Dava Kazanıldığında Sigorta Günleri Nasıl İşlenir?
Hizmet tespitine ilişkin kabul kararı kesinleştiğinde SGK, mahkeme kararını uygulamakla yükümlüdür. Kararda belirlenen sigortalı çalışma süreleri ve prime esas kazançlar, ilgili sosyal güvenlik kayıtlarının düzenlenmesinde esas alınır.
Ancak kararın kapsamı önemlidir. Mahkeme yalnızca ispatlanan dönemler için tespit yapabilir ve talebin tamamı yerine bir bölümünün kabulüne karar verebilir. Dolayısıyla dava dilekçesinde belirtilen bütün günlerin kayda geçirilmesi garanti değildir.
Karar kesinleştikten sonra hizmet dökümünün kontrol edilmesi ve hükümde belirtilen dönemlerin Kurum kayıtlarına doğru yansıyıp yansımadığının takip edilmesi yararlıdır. Emeklilik başvurusu yapılacaksa gün sayısı yanında sigortalılık başlangıcı, sigortalılık statüsü ve diğer emeklilik koşulları da ayrıca incelenmelidir.
Hizmet Tespit Davasında Sık Yapılan Hatalar
Bu davalarda hak kaybına yol açabilecek en önemli sorunlardan biri, beş yıllık süreyi sıradan zamanaşımı gibi değerlendirmektir. SGK'ye yapılan bir şikâyetin dava süresini her koşulda koruyacağını düşünmek de risklidir.
Bir diğer hata, tanıkları belirlerken yalnızca işçiyi tanıyor olmalarını yeterli görmektir. Tanıkların uyuşmazlık konusu dönemde çalışmayı nasıl gözlemlediği ve bunu hangi kayıtların desteklediği önemlidir.
İşverenin güncel ticaret unvanına bakılarak geçmiş dönemdeki hukuki kimliğinin araştırılmaması, eksik veya yanlış taraf belirlenmesine neden olabilir. Benzer şekilde fiilî çalışma ile prime esas ücretin aynı delillerle mutlaka ispatlanabileceği varsayılmamalıdır.
Çalışanın kendi elindeki belgeleri koruması önemlidir. Bununla birlikte işverenin sistemlerine izinsiz erişilmesi, belgelerin değiştirilmesi veya üçüncü kişilerin kişisel verilerinin hukuka aykırı biçimde elde edilmesi yeni hukuki sorunlar doğurabilir. Deliller hukuka uygun yöntemlerle toplanmalıdır.
Sigortasız Çalışma Devam Ediyorsa Hangi İşlemler Yapılabilir?
Sigortasız çalışması devam eden kişi, öncelikle mevcut hizmet kaydını kontrol ederek bildirim eksikliğinin kapsamını belirleyebilir. İşverenden sigorta bildiriminin düzeltilmesini talep etmek ve gerekli durumlarda SGK'ye kayıt dışı çalışma hakkında başvuruda bulunmak mümkündür.
SGK başvurusu üzerine denetim yapılması veya işyeri kayıtlarının incelenmesi söz konusu olabilir. Ancak her şikâyetin doğrudan hizmet tespitiyle sonuçlanacağı söylenemez. Kurum incelemesiyle sonuç alınamayan durumlarda dava yolunun koşulları ayrıca değerlendirilir.
Devam eden çalışma sırasında yazılı görev talimatlarının, ödeme belgelerinin ve hizmet kayıtlarının hukuka uygun şekilde muhafaza edilmesi ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar açısından önem taşır. Özellikle çalışma süresi uzun olan kişiler, sigortaya bildirilen dönemlerle bildirilmeyen dönemleri birbirinden ayırmalıdır.
İş ilişkisi sona ermişse başvuruyu geciktirmeden hak düşürücü süre incelemesi yapılmalıdır. Bildirilmeyen sigortalı çalışmanın ne zaman gerçekleştiği, SGK'nin bu çalışmadan haberdar olup olmadığı ve hangi delillerin mevcut bulunduğu, hizmet tespit talebinin hukuki dayanağını belirleyen temel unsurlardır.
Hazırlayan: Hakname Editör Ekibi Yayın: 27 Ekim 2026 Nasıl hazırlıyoruz?
Bu sayfa genel bilgi verir, hukuki danışmanlık değildir. Süre, yetkili merci ve harç gibi bilgiler değişebilir; işlem yapmadan önce yürürlükteki mevzuatı ve ilgili kurumu kontrol edin, gerekirse bir avukata danışın.