İçeriğe geç

Yoksulluk Nafakası: Şartları, Süresi ve Miktar Değerlendirmesi

Son kontrol
19.10.2026
Okuma
13 dakika
Kısa yanıt

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve daha ağır kusurlu olmayan eş için değerlendirilebilir. Miktar, ihtiyaçlar ile diğer eşin mali gücüne göre belirlenir. Süre konusunda 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle geçiş dönemi bulunmaktadır.

Yoksulluk Nafakası: Şartları, Süresi ve Miktar Değerlendirmesi

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle geçimini kendi imkânlarıyla yeterli ölçüde sürdüremeyecek eşin diğer eşten mali gücü oranında talep edebildiği bir boşanma sonucudur. Nafaka isteyen tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması ve karşı tarafın ödeme gücünün bulunması temel değerlendirme başlıklarıdır. Nafaka yükümlüsünün boşanmada kusurlu olması ise şart değildir. Düzenleme kadın veya erkek ayrımı yapmaz.

Yoksulluk nafakasında sabit bir tarife, maaşın belirli bir yüzdesi veya herkes için geçerli standart bir tutar yoktur. Miktar, nafaka isteyen eşin zorunlu ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gerçek mali gücü birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu nedenle “yoksulluk nafakası ne kadar” sorusunun güvenilir cevabı ancak tarafların gelirleri, mal varlıkları, barınma giderleri, çalışma imkânları ve diğer ekonomik yükümlülükleri görüldükten sonra verilebilir.

Süre bakımından ise geçiş dönemi vardır. Türk Medeni Kanunu'ndaki “süresiz olarak” ibaresi 2026 yılında iptal edilmiş olsa da iptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar mevcut sistem devam eder; sonrasındaki değerlendirme ise yürürlüğe girecek yeni yasal çerçeveye göre yapılmalıdır.

Yoksulluk nafakası hangi ihtiyacı karşılar?

Yoksulluk nafakasının amacı eski eşe evlilik sırasındaki yaşam standardını aynen garanti etmek değildir. Esas mesele, boşanmanın ekonomik sonucu nedeniyle kişinin temel ve makul yaşam giderlerini karşılayamayacak duruma düşüp düşmeyeceğidir. Yargısal uygulamada yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu giderleri karşılayabilecek düzeyde gelirin bulunup bulunmadığı önem taşır. UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı üzerinden yayımlanan Yargıtay kararlarında da yoksulluk değerlendirmesinin yalnızca maaş bordrosuna indirgenmediği, kişinin mali kaynakları ve çalışma gücüyle geçimini sağlama imkânının birlikte ele alındığı görülür.

Bu nafaka, boşanma davası devam ederken eşin geçici olarak korunmasını sağlayan tedbir nafakasından farklıdır. Yoksulluk nafakası boşanmanın kesinleşmesinden sonraki döneme yöneliktir. Çocuğun giderleri için hükmedilen iştirak nafakasıyla da aynı alacak değildir. Aynı dosyada hem eski eş lehine yoksulluk nafakası hem çocuk lehine iştirak nafakası bulunabilir.

Yoksulluk nafakası şartları nelerdir?

Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinde yer alan Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yoksulluk nafakasının merkezinde üç unsur vardır: boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme, nafaka isteyen tarafın daha ağır kusurlu olmaması ve diğer tarafın mali gücü. Bunun yanında nafaka talep üzerine değerlendirilir. Mahkeme, talep bulunmadığı durumda taraflardan biri lehine kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmetmez.

Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme

Nafaka isteyen eşin boşanma sonrasında geçimini sağlayıp sağlayamayacağı somut koşullara göre değerlendirilir. Düzenli ücret, emekli aylığı, kira geliri, taşınır ve taşınmaz mal varlığı, fiilî çalışma imkânı, barınma gideri ve zorunlu ihtiyaçlar bu incelemede önem kazanabilir. Kişinin gelir sahibi olması tek başına talebi otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Asıl soru, mevcut gelir ve kaynakların kişinin makul ve zorunlu giderlerini karşılayıp karşılamadığıdır.

Yoksulluk kavramı matematiksel bir eşik değildir. Bu nedenle yalnızca asgari ücret düzeyinde gelir elde edildiği veya herhangi bir işte çalışıldığı gerekçesiyle her dosyada aynı sonuca varılamaz. Gelirin sürekliliği, miktarı, kişinin başka gelir kaynakları, kira yükü ve ekonomik koşulları birlikte değerlendirilir. Buna karşılık geçimini karşılayabilecek düzeyde düzenli gelir ve mal varlığı bulunan kişinin yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir.

Kusurun daha ağır olmaması

Yoksulluk nafakası isteyen eşin boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eşit kusurlu veya daha az kusurlu taraf, diğer koşullar da varsa nafaka isteyebilir. Buna karşılık nafaka isteyen tarafın daha ağır kusurlu olduğu kabul edilirse ekonomik ihtiyacı bulunsa bile bu nafaka türüne hükmedilmez.

Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise ayrı bir şart değildir. Bu özellik yoksulluk nafakasını maddi ve manevi tazminat değerlendirmelerinden ayırır. Bu nedenle “kim boşanmada daha çok hatalıydı” sorusu nafaka isteyen eş yönünden önem taşırken, ödeme yapacak eş bakımından kusur aranması zorunlu değildir.

Nafaka yükümlüsünün mali gücü

Talep eden eşin yoksulluğa düşmesi tek başına istenen tutarın aynen kabul edileceği anlamına gelmez. Kanun, nafakayı diğer tarafın mali gücüyle sınırlar. Gelir, düzenli kazanç, mal varlığı, kira ve kredi gibi zorunlu giderler, bakmakla yükümlü olunan kişiler ve mevcut nafaka yükümlülükleri ödeme gücünün belirlenmesinde dikkate alınabilecek unsurlardır.

Mahkemenin amacı bir tarafın bütün açığını diğer tarafa yüklemek değil, nafaka alacaklısının korunma ihtiyacı ile nafaka borçlusunun ödeme kapasitesi arasında hakkaniyete uygun bir denge kurmaktır. Nafaka isteyenin ihtiyacı yüksek olsa bile ödeme yükümlüsünün mali gücü sınırlıysa hükmedilecek miktar da buna göre sınırlanabilir.

Bir çalışma masasındaki boş dosya klasörü, ev anahtarı, kapalı zarflar ve iki ayrı cüzdanın üstten çekilmiş doğal ışıklı kompozisyonu.

Yoksulluk nafakası ne kadar olabilir?

Yoksulluk nafakası ne kadar sorusuna kanunda belirlenmiş tek bir rakamla cevap verilmez. Mahkeme dosyadaki ekonomik ve sosyal veriler üzerinden somut bir tutara ulaşır. Aynı gelir seviyesine sahip iki farklı dosyada kira gideri, sağlık ihtiyacı, çalışma kapasitesi, mal varlığı veya diğer bakım yükümlülükleri farklıysa nafaka miktarı da farklı olabilir.

Miktar değerlendirmesinde özellikle nafaka alacaklısının zorunlu aylık giderleri ile kendi gelir ve kaynakları arasındaki açık önemlidir. Bunun karşısında nafaka yükümlüsünün düzenli net geliri, süreklilik gösteren ek kazançları, mal varlığından elde ettiği gelirler ve zorunlu giderleri incelenir. Tarafların sunduğu belgeler ile mahkemece getirtilen sosyal ve ekonomik durum bilgileri bu nedenle doğrudan sonucu etkileyebilir.

  • Nafaka alacaklısı bakımından: ücret ve diğer gelirler, kira veya barınma gideri, sağlık ve ulaşım giderleri, mal varlığı, çalışma kapasitesi ve düzenli destek kaynakları önem taşır.
  • Nafaka yükümlüsü bakımından: gelir düzeyi, gelirinin sürekliliği, zorunlu yaşam giderleri, başka nafaka yükümlülükleri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler değerlendirmeye girebilir.
  • Talep bakımından: istenen miktarın hangi ihtiyaçlara dayandığının somutlaştırılması ve ekonomik iddiaların belgeyle desteklenmesi dosyanın daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlar.

Nafakanın ilerleyen yıllarda aynı tutarda kalması da zorunlu değildir. Türk Medeni Kanunu, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde irat biçimindeki nafakanın artırılmasına ya da azaltılmasına imkân verir. Hâkim, talep edilirse gelecek yıllardaki ödeme miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre nasıl değişeceğini kararda belirleyebilir. Bu nedenle her nafaka kararında otomatik olarak tek bir enflasyon oranının uygulanacağı varsayılmamalıdır.

Yoksulluk nafakası süresi nasıl belirlenir?

Yoksulluk nafakası süresi bakımından Türkiye'de önemli bir geçiş dönemi bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal hükmü 30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yürürlük tarihi dokuz ay ertelenmiştir. Buna göre iptal 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu geçiş nedeniyle “süresiz nafaka tamamen kaldırıldı” demek bugün için doğru değildir. İptal hükmü yürürlüğe girinceye kadar mevcut kanun metnindeki sistem uygulanmaya devam eder. Anayasa Mahkemesi ayrıca yoksulluk nafakası kurumunu bütünüyle ortadan kaldırmamış, yalnızca süre sınırı olmaksızın talebe imkân veren ibareyi iptal etmiştir. Mahkemenin gerekçesi, nafakanın süresinin somut olayın özelliklerine göre belirlenebilmesine elverişli ve öngörülebilir ölçütlere ihtiyaç bulunduğu yönündedir.

Bu nedenle 30 Haziran 2027 sonrasındaki dosyalarda uygulanacak süre rejimi değerlendirilirken o tarihte yürürlükte bulunan kanun değişikliği ve geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir. Kanun koyucu yeni bir düzenleme yaparsa süreli veya süresiz nafakanın hangi şartlarda uygulanacağı yeni metne göre belirlenecektir. Bugünden gelecekteki düzenlemenin kaç yıl öngöreceğini veya her evlilik için aynı süreyi benimseyeceğini söylemek mümkün değildir.

Nafaka hangi durumlarda sona erer?

Mevcut Türk Medeni Kanunu'nda irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanundaki ifadeyle haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılabilir.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Yeniden evlenme halinde ayrıca kaldırma kararı beklenmesi ile fiilî birliktelik halinde aynı yaklaşım geçerli değildir. Fiilî birliktelik veya yoksulluğun sona erdiği iddiasında mahkemeye başvurularak koşulların gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekir. Nafaka borçlusunun yalnızca kendi değerlendirmesine dayanarak ödemeyi kesmesi uyuşmazlığı büyütebilir.

Yoksulluk nafakası nasıl talep edilir?

Yoksulluk nafakası boşanma davası içinde talep edilebilir. Talebin açık olması, aylık miktarın belirtilmesi ve ekonomik ihtiyacın dayanaklarının ortaya konulması önemlidir. Boşanma kararı kesinleştiğinde, hükümde kabul edilen yoksulluk nafakası da kesinleşme sonrasındaki dönem için sonuç doğurur.

Nafaka boşanma davası sırasında istenmemişse ayrı dava açılması da mümkündür. Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi boşanmadan doğan dava hakları için özel bir süre öngörür. Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesiyle bu haklar zamanaşımına uğrar. Bu nedenle ilk kez yoksulluk nafakası talep edecek kişinin kesinleşme tarihini gecikmeden kontrol etmesi gerekir.

Talep oluşturulurken nafakanın yalnızca istenmesi değil, hangi tutarın neden gerekli olduğunun açıklanması da önem taşır. Aylık gider tablosu, düzenli gelirler ve mal varlığı birlikte sunulduğunda mahkeme ihtiyacı daha somut değerlendirebilir. Karşı tarafın gelirinin tam olarak bilinmemesi halinde bilinen iş yeri, meslek, taşınmaz veya diğer ekonomik verilere dayanılarak ilgili kayıtların getirtilmesi istenebilir. İspat planı, miktar tartışmasının varsayımlardan çok doğrulanabilir mali verilere dayanmasını sağlar.

Boşanma sonrasında açılacak nafaka davasında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan mahkeme uyuşmazlığı görür. Somut dosyada görev ve yetki değerlendirmesi dava türü ve yerleşim yeri bilgileriyle birlikte yapılmalıdır.

Hangi belgeler önem taşır?

Nafaka miktarının gerçek ekonomik tabloya göre belirlenebilmesi için iddiaların mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir. Ücret bordroları, SGK kayıtları, kira sözleşmesi, tapu ve araç kayıtları, düzenli kira veya diğer gelirleri gösteren belgeler, sağlık giderleri ve zorunlu harcamaları kanıtlayan kayıtlar dosyanın niteliğine göre önem kazanabilir. Mahkeme ayrıca tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasına yönelik kayıtlar da toplayabilir.

Belgelerin amacı yalnızca gelir ispatlamak değildir. Örneğin yüksek görünen brüt gelir ile kişinin eline düzenli geçen net tutar aynı olmayabilir. Benzer şekilde üzerine kayıtlı bir malın gelir getirip getirmediği veya barınma amacıyla kullanılıp kullanılmadığı da önemlidir. Bu nedenle tek bir veriyi dosyanın tamamından kopararak değerlendirmek yerine gelir, gider, mal varlığı ve çalışma kapasitesi birlikte gösterilmelidir.

Nafaka artırılabilir veya azaltılabilir mi?

Yoksulluk nafakası bir kez belirlendiğinde değişmez hale gelmez. Tarafların mali durumlarında sonradan önemli değişiklik oluşması veya hakkaniyetin yeni bir değerlendirmeyi gerektirmesi halinde nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir. Nafaka alacaklısının zorunlu giderlerinin artması, nafaka borçlusunun ödeme gücündeki belirgin değişiklikler veya alacaklının yeni ve düzenli bir gelir elde etmeye başlaması somut dosyada değerlendirmeye konu olabilir.

Her gelir artışı otomatik olarak aynı oranda nafaka artışı doğurmadığı gibi her iş kaybı da nafakayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkeme değişikliğin gerçek, güncel ve taraflar arasındaki ekonomik dengeyi etkileyen nitelikte olup olmadığına bakar. Nafakanın tamamen kaldırılması için ise özellikle alacaklının yoksulluğunun sona erip ermediği önem taşır.

Nafaka aylık mı toplu mu ödenir?

Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakasının yalnızca aylık ödeme biçiminde kurulmasını zorunlu tutmaz. Durumun gereklerine göre toptan ödeme veya irat biçiminde dönemsel ödeme kararlaştırılabilir. Uygulamada aylık irat biçimi tarafların değişen ekonomik koşullarına uyarlanabilmesi açısından önem taşır. Toptan ödeme ise gelecekteki düzenli nafaka alacağını tek seferde karşılamaya yönelik farklı bir sonuç doğurur. Hangi yöntemin uygun olduğu dosyanın koşullarına ve talebe göre değerlendirilir.

Ödeme biçimi özellikle sonradan değişiklik istenmesi bakımından önemlidir. Türk Medeni Kanunu'nun artırma ve azaltmaya ilişkin düzenlemesi irat biçimindeki nafaka için uygulanır. Bu nedenle bir anlaşmalı boşanma protokolünde veya çekişmeli davadaki talepte yalnızca miktarın değil, ödemenin nasıl yapılacağının ve varsa gelecek yıllara ilişkin artış yönteminin de açık olması uyuşmazlık riskini azaltır.

Mahkeme talep üzerine gelecek yıllarda irat biçiminde ödenecek nafakanın sosyal ve ekonomik koşullara göre hangi miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Böyle bir hüküm bulunduğunda artışın hesaplanmasında kararın kendi ölçütü esas alınır. Kararda gelecek yıllar için bir artış yöntemi bulunmaması ise nafakanın hiçbir zaman değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Mali durumdaki değişiklik veya hakkaniyet gereği ayrı bir artırım ya da indirim talebi gündeme gelebilir.

Evlilik süresi tek başına belirleyici midir?

Evliliğin kısa veya uzun sürmesi yoksulluk nafakasının mevcut şartları içinde tek başına hak doğuran ya da hakkı ortadan kaldıran bir ölçüt değildir. Bugünkü sistemde temel sorular yine boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, kusurun daha ağır olmaması ve karşı tarafın mali gücüdür. Bu nedenle yalnızca evlilik süresine bakarak “şu kadar yıl evlilikte nafaka olmaz” veya “uzun evlilikte mutlaka nafaka verilir” şeklinde genel bir kural kurulamaz.

Ancak süre rejimine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı bu başlığı gelecekte daha önemli hale getirebilir. Mahkeme, nafakanın süresinin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin dikkate alınabileceği bir çerçeveye ihtiyaç bulunduğunu vurgulamıştır. Evlilik süresi, nafaka alacaklısının yaşı, sağlık durumu, eğitim durumu ve geçimini sağlama kapasitesi gibi unsurlar bu tartışmada öne çıkmaktadır. Bununla birlikte bu unsurların hangi ağırlıkla ve hangi süre formülüyle uygulanacağı yeni yasal düzenleme yapılmadan peşinen belirlenemez.

Yoksulluk nafakası ile tazminat arasındaki fark nedir?

Yoksulluk nafakası ile boşanma nedeniyle maddi veya manevi tazminat aynı hukuki amaca sahip değildir. Yoksulluk nafakasında odak, boşanma sonrasında geçimini yeterli biçimde sürdüremeyecek eşin desteklenmesidir. Maddi tazminat mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmesine, manevi tazminat ise kişilik hakkına saldırı nedeniyle oluşan manevi zarara ilişkin farklı koşullara dayanır.

Kusur şartı da aynı değildir. Yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması yeterliyken nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Tazminat taleplerinde ise kanunun öngördüğü kusur ve zarar şartları ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle bir kişinin tazminat talebinin reddedilmesi yoksulluk nafakasının da otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez. Her talep kendi hukuki şartları üzerinden incelenir.

İştirak ve yoksulluk nafakası nedir?

İştirak ve yoksulluk nafakası nedir sorusu, aynı boşanma kararında iki farklı nafaka türü görülebildiği için sıkça karıştırılır. Yoksulluk nafakası eski eşin boşanma sonrası geçimiyle ilgilidir. İştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlayan çocuk odaklı bir yükümlülüktür.

Ölçüt Yoksulluk nafakası İştirak nafakası
Korunan kişi Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eski eş Ortak çocuk
Temel amaç Eski eşin geçiminin mali güç oranında desteklenmesi Çocuğun bakım eğitim ve diğer ihtiyaçlarına katılım
Kusur Nafaka isteyen eş daha ağır kusurlu olmamalıdır Anne veya babanın boşanmadaki kusuru belirleyici değildir
Miktar ölçütü Alacaklının ihtiyacı ve borçlunun mali gücü Çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın mali güçleri
Sona erme Kanundaki özel sona erme ve kaldırma nedenlerine bağlıdır Kural olarak erginlikle sona erer ancak eğitim devam ediyorsa ayrı destek yükümlülüğü gündeme gelebilir

Bu ayrım miktar hesabında da önemlidir. Bir ebeveynin çocuk için ödediği iştirak nafakası, eski eş için hükmedilen yoksulluk nafakasıyla aynı ihtiyaç kalemini karşılamaz. Bununla birlikte nafaka borçlusunun toplam ödeme kapasitesi değerlendirilirken mevcut iştirak nafakası yükümlülüğünün ekonomik etkisi göz ardı edilmez.

Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Çalışıyor olmak yoksulluk nafakasını her durumda engelleyen otomatik bir kural değildir. Mahkeme, elde edilen gelirin kişinin geçimini sağlamaya yeterli olup olmadığını ve gelir kaynağının niteliğini değerlendirir. Düşük veya düzensiz gelir elde eden bir eş diğer koşullar da varsa nafaka talep edebilir. Buna karşılık düzenli gelir ve mal varlığı kişinin zorunlu yaşam giderlerini karşılayacak düzeydeyse yoksulluk şartı oluşmayabilir.

Aynı yaklaşım sonradan işe girme bakımından da geçerlidir. Nafaka alacaklısının işe başlaması ekonomik durumunda değişiklik yaratabilir ancak bu değişikliğin nafakayı tamamen kaldırmayı mı yoksa yalnızca azaltmayı mı gerektirdiği somut verilerle incelenir. Esas olan işin varlığı değil, yeni ekonomik durumun yoksulluğu gerçekten ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır.

Talep hazırlanırken hangi noktalar kontrol edilmelidir?

  1. Boşanma kararının kesinleşme tarihi ve ilk kez nafaka istenecekse bir yıllık zamanaşımı süresi kontrol edilmelidir.
  2. Nafaka isteyen tarafın gelirleri, zorunlu giderleri, mal varlığı ve çalışma koşulları somut belgelerle ortaya konulmalıdır.
  3. Karşı tarafın mali gücüne ilişkin bilinen gelir ve mal varlığı verileri mümkün olduğunca açık gösterilmelidir.
  4. Boşanmaya ilişkin kusur belirlemesinin yoksulluk nafakası şartlarını nasıl etkilediği değerlendirilmelidir.
  5. İstenen aylık tutarın hangi giderlere ve ekonomik açığa dayandığı açıklanmalıdır.
  6. Mevcut bir nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması isteniyorsa önceki karardan sonra hangi koşulların değiştiği somutlaştırılmalıdır.
  7. Süre konusunda 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve bu tarihe kadar çıkabilecek yeni kanuni düzenleme ayrıca kontrol edilmelidir.

Yoksulluk nafakası dosyalarında doğru değerlendirme, yalnızca “geliri var mı” veya “evlilik kaç yıl sürdü” gibi tek bir soruya bağlı değildir. Talep hakkı, yoksulluk durumu, kusur, ödeme gücü, sonradan değişen koşullar ve süre rejimi birbirinden ayrı incelenmelidir. Özellikle 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı nedeniyle süre meselesi geçiş dönemindedir; bu nedenle dava veya değişiklik talebi hazırlanırken yürürlükteki metnin ve yeni düzenlemelerin ayrıca kontrol edilmesi hukuki sonucu doğrudan etkileyebilir.

Hazırlayan: Hakname Editör Ekibi Yayın: 28 Ekim 2026 Nasıl hazırlıyoruz?

Bu sayfa genel bilgi verir, hukuki danışmanlık değildir. Süre, yetkili merci ve harç gibi bilgiler değişebilir; işlem yapmadan önce yürürlükteki mevzuatı ve ilgili kurumu kontrol edin, gerekirse bir avukata danışın.

Bu sayfada eksik ya da hatalı bilgi mi var?