Alacak davası açmak için alacağın dayanağı ve muacceliyeti belirlenir, deliller hazırlanır ve gerekiyorsa zorunlu arabuluculuk tamamlanır. Yazıda görevli mahkeme, zamanaşımı süreleri, faiz talepleri, dava masrafları, icra takibiyle farkları ve alacak davası dilekçe örneği açıklanmaktadır.
Alacak davası, bir kişinin veya işletmenin hukuken talep etmeye hakkı olduğu para ya da başka bir edimi borçludan alamaması üzerine mahkemeye başvurarak hakkını istemesidir. Ödünç verilen paranın geri ödenmemesi, sözleşme bedelinin karşılanmaması veya yapılan işin ücretinin ödenmemesi bu davaya konu olabilir.
Alacak davası açmak için alacağın hukuki dayanağı, borcun ödenmesi gereken zaman, talep edilecek miktar ve kullanılabilecek deliller belirlenmelidir. Uyuşmazlığın türüne göre dava öncesinde arabuluculuk zorunlu olabilir. Ayrıca görevli mahkemenin doğru seçilmesi ve zamanaşımı süresinin kontrol edilmesi gerekir.
Her ödeme anlaşmazlığı aynı kurallara tabi değildir. İki kişi arasındaki ödünç para ilişkisi ile şirketler arasındaki ticari alacak farklı mahkemelerde ve farklı usullerle değerlendirilebilir. Bu nedenle davanın hangi hukuki ilişkiden doğduğu başlangıçta açıklığa kavuşturulmalıdır.
Alacak Davası Nedir ve Hangi Durumlarda Açılır?
Alacak davası, alacaklının borçludan yerine getirmesini istediği yükümlülüğün mahkeme kararıyla hüküm altına alınmasını amaçlar. Para alacaklarında temel talep, borçlunun belirlenen tutarı ödemeye mahkûm edilmesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında bu tür talepler genellikle eda davası niteliğindedir.
Uygulamada alacak verecek davası olarak adlandırılan uyuşmazlıklar farklı nedenlerden kaynaklanabilir:
- Ödünç para alacağı: Bir kişiye geri ödenmek üzere verilen paranın kararlaştırılan zamanda iade edilmemesi.
- Sözleşmeden doğan alacak: Satış, hizmet, danışmanlık veya eser sözleşmesindeki ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.
- Ticari alacak: Mal teslimi veya hizmet sunumu karşılığında doğan ticari nitelikteki borcun ödenmemesi.
- İşçilik alacağı: Ücret, fazla çalışma, kıdem veya ihbar tazminatı gibi iş ilişkisinden kaynaklanan talepler.
- Kira alacağı: Kira sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmeyen kira bedellerinin istenmesi.
- Sebepsiz zenginleşme: Geçerli bir hukuki neden bulunmaksızın elde edilen ekonomik değerin koşulları varsa geri istenmesi.
Alacağın mutlaka yazılı bir sözleşmeden doğması gerekmez. Ancak sözleşmenin yazılı olmaması, özellikle yüksek tutarlı uyuşmazlıklarda ispat güçlüğü yaratabilir. Davanın kazanılması, yalnızca ödemenin yapılmadığının söylenmesine değil, alacağı doğuran ilişkinin hukuken ispatlanmasına bağlıdır.
Alacak Davası Açmadan Önce Neler Kontrol Edilmelidir?
Mahkemeye başvurmadan önce yapılacak değerlendirme, davanın usulden reddedilmesi veya talebin ispatlanamaması riskini azaltır. Özellikle borcun henüz istenebilir duruma gelip gelmediği ve ön başvuru şartlarının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Borcun Muaccel Olması
Muacceliyet, alacaklının borcun yerine getirilmesini hukuken isteyebileceği zamanın gelmesidir. Sözleşmede belirli bir ödeme tarihi varsa bu tarih esas alınabilir. Bununla birlikte her borç ilişkisinde aynı muacceliyet kuralı uygulanmaz.
Örneğin Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesine göre para ödüncünün geri verilmesi için belirli bir gün, bildirim süresi veya istendiği anda ödeme şartı kararlaştırılmamışsa borçlu, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe geri ödeme yapmakla yükümlü değildir. Dolayısıyla vadesiz ödünç ilişkilerinde ilk ödeme talebinin tarihi önem taşır.
Borçluya İhtar Gönderilmesi
İhtarname, alacaklının borçluya ödeme talebini bildirmesini ve gerektiğinde bu bildirimi belgelendirmesini sağlar. Her alacak davasından önce noter ihtarnamesi gönderilmesi zorunlu değildir. Ancak bazı ilişkilerde borcun muaccel olması veya borçlunun temerrüde düşmesi bakımından bildirim gereklidir.
İhtarda alacağın kaynağı, miktarı, ödeme talebi ve gerekiyorsa verilen süre açıkça belirtilmelidir. Noter aracılığıyla gönderilen ihtar, bildirimin içeriği ve iletilmesi konusunda ispat kolaylığı sağlayabilir. Buna karşılık ihtar göndermek tek başına zamanaşımını kesen genel bir işlem değildir.
Dava Şartı Arabuluculuk
Her alacak uyuşmazlığında doğrudan mahkemeye gidilemez. Ticari davalarda belirli para alacağı talepleri, işçi ve işveren alacakları ile kapsamına giren tüketici uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk şartı bulunabilir. Kira ilişkisinden doğan bazı uyuşmazlıklar da zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.
Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından açıklanan düzenlemeler uyarınca dava şartı arabuluculukta öncelikle ilgili arabuluculuk bürosuna başvurulur. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak alınarak dava açılabilir.
Buna karşılık iki kişi arasındaki sıradan bir ödünç para ilişkisinde, uyuşmazlık özel bir zorunlu arabuluculuk kapsamına girmiyorsa doğrudan dava açılması mümkündür. Arabuluculuk şartının bulunup bulunmadığı alacağın niteliğine göre belirlenmelidir.
Alacak Davası Nasıl Açılır?
Alacak davası, görevli ve yetkili hukuk mahkemesine dava dilekçesi verilerek açılır. Dilekçede tarafların bilgileri, alacağın dayandığı olaylar, deliller ve mahkemeden istenen karar açıkça gösterilmelidir.
Başvuru süreci genel olarak şu sırayla ilerler:
- Alacağın dayanağını belirleyin: Borcun hangi sözleşmeden veya hukuki olaydan kaynaklandığını ve kimin ödeme yükümlüsü olduğunu tespit edin.
- Alacak hesabını hazırlayın: Ana para, yapılan kısmi ödemeler ve varsa faiz taleplerini ayrı ayrı değerlendirin.
- Delilleri toplayın: Sözleşmeleri, banka kayıtlarını, yazışmaları, faturaları ve ödeme taleplerini düzenleyin.
- Arabuluculuk şartını inceleyin: Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açmadan önce bu süreci tamamlayın.
- Mahkemeyi belirleyin: Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkemeyi ve davanın açılabileceği yeri tespit edin.
- Dilekçeyi hazırlayın: Talep miktarını, hukuki olayları ve delilleri anlaşılır şekilde yazın.
- Başvuruyu tamamlayın: Gerekli harç ve gider avansına ilişkin işlemleri yaparak dilekçeyi mahkemeye sunun.
Dava fiziki olarak adliyedeki ilgili birim üzerinden açılabileceği gibi UYAP Vatandaş Portal aracılığıyla elektronik ortamda da açılabilir. Elektronik dava açma ve evrak gönderme işlemleri için gerekli güvenli elektronik imza veya mobil imza koşulları sağlanmalıdır. Yalnızca e-Devlet şifresiyle giriş yapmak her işlem yetkisini vermez.

Alacak Verecek Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Alacak verecek davasında görevli mahkeme, borcun taraflarının kim olduğundan ziyade uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir. Genel nitelikteki özel hukuk alacaklarında, özel bir mahkemenin görev alanına girmeyen uyuşmazlıklar kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür.
| Alacağın niteliği | Genellikle görevli mahkeme |
|---|---|
| İki kişi arasındaki ödünç para alacağı | Asliye hukuk mahkemesi |
| Ticari dava niteliğindeki alacak | Asliye ticaret mahkemesi |
| İş sözleşmesinden doğan işçilik alacağı | İş mahkemesi |
| Tüketici işleminden doğan ve mahkemenin görevine giren alacak | Tüketici mahkemesi |
| Kira ilişkisinden kaynaklanan alacak | Sulh hukuk mahkemesi |
Tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyetinin görev alanı ayrıca kontrol edilmelidir. Ticari uyuşmazlıklarda da tarafların tacir olması tek başına bütün davaların ticari dava sayılacağı anlamına gelmez.
Yetkili mahkeme ise davanın hangi yerde açılacağını belirler. Genel yetki kuralı, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Kesin yetki kuralları ve geçerli yetki sözleşmeleri ayrıca değerlendirilir.
Alacak Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Bir alacak davasında davacı, kural olarak hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür. Ödünç para uyuşmazlığında yalnızca paranın gönderildiğini göstermek her zaman yeterli olmayabilir. Paranın hangi amaçla verildiği ve iade yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı da uyuşmazlık konusu olabilir.
Alacağın niteliğine göre kullanılabilecek deliller şunlardır:
- Taraflar arasında imzalanmış sözleşmeler ve borç ikrarları.
- Banka havalesi ve EFT kayıtları.
- Faturalar, irsaliyeler ve teslim tutanakları.
- E-posta, mesajlaşma ve diğer elektronik yazışmalar.
- Borçlunun ödeme taahhüdünü içeren belgeler.
- Ticari defterler ve muhasebe kayıtları.
- Kanuni koşulların elverdiği durumlarda tanık anlatımları.
- Uyuşmazlığın çözümü için gerekli bilirkişi incelemeleri.
Banka Dekontu Tek Başına Yeterli midir?
Banka dekontu, belirli bir hesaba para transferi yapıldığını göstermeye elverişlidir. Ancak transferin ödünç, bağış, satış bedeli veya başka bir ödeme nedeniyle gerçekleştiği ayrıca tartışılabilir. Dekont açıklaması ve tarafların yazışmaları birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin transfer açıklamasında borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi, diğer belgelerle birlikte alacak iddiasını destekleyebilir. Buna rağmen açıklamanın tek taraflı yazılması, borç ilişkisinin her koşulda kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez.
WhatsApp Mesajları ve Tanık Beyanları
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi elektronik ortamdaki verileri belge kapsamında değerlendirir. Bu nedenle mesajlaşmalar delil olarak sunulabilir. Ancak mesajların kim tarafından gönderildiği, bütünlüğü, elde edilme yöntemi ve içeriği önemlidir.
Belirli parasal sınırı aşan hukuki işlemlerde senetle ispat kuralları uygulanabilir. Delil başlangıcı, karşı tarafın açık rızası ve kanundaki istisnalar tanık dinlenebilmesi bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle yalnızca tanığa güvenerek dava açmak yerine yazılı ve elektronik delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Alacak Davasında Talep Miktarı Nasıl Belirlenir?
Talep miktarı, dava dilekçesinin temel unsurlarındandır. Ana para, önceden yapılan ödemeler, mahsuplar ve istenebilecek diğer alacak kalemleri dikkate alınmalıdır. Davacının gerçekte hak kazanmadığı bir tutarı talep etmesi, kısmen ret ve yargılama giderlerinden sorumluluk gibi sonuçlar doğurabilir.
Alacağın tamamı belirlenebiliyorsa tamamı için dava açılabilir. Talep konusunun bölünebilir olduğu durumlarda ise kısmi dava seçeneği gündeme gelir.
Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava Arasındaki Güncel Durum
Alacak davalarının türleri konusunda önemli bir mevzuat değişikliği yapılmıştır. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine kısmi davaya ilişkin 109. maddeye yeni bir düzenleme eklenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona ermeden iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilir. Zamanaşımı, bu şekilde artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayımlanan kanun metnindeki geçiş hükmü uyarınca, kaldırılan 107. madde yürürlükten kaldırılmadan önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder.
Bu ayrım özellikle eski tarihli dosyalarda önemlidir. Yeni açılacak davanın türü belirlenirken güncel kısmi dava hükümleri, talebin bölünebilirliği ve kalan alacağın ne şekilde isteneceği birlikte değerlendirilmelidir.
Alacak Davasında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?
Alacak davalarında tek bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre kanunda aksine hüküm olmadıkça alacaklar için genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bazı alacaklarda ise 5 yıllık veya farklı özel süreler uygulanır.
Örneğin kira bedelleri, ana para faizleri, diğer dönemsel edimler ve kanunda sayılan bazı sözleşme alacakları 5 yıllık zamanaşımına tabidir. İşçilik alacakları, ticari ilişkiler ve özel kanunlarla düzenlenen taleplerde ayrıca ilgili hükümler incelenmelidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayımlanan Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesi uyarınca zamanaşımı genel olarak alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Dolayısıyla paranın verildiği tarih ile zamanaşımının başladığı tarih her olayda aynı olmayabilir.
Zamanaşımı Hangi İşlemlerle Kesilir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler düzenlenir. Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi veya kısmi ödeme yapması belirli koşullarda kesilme sonucunu doğurabilir. Alacaklının dava açması veya icra takibinde bulunması da kanunda belirtilen kesilme nedenlerindendir.
Dava şartı arabuluculuk sürecinde, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen süre zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz. Bu durum zamanaşımının kesilmesinden farklıdır. Sürecin sona ermesiyle süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Zamanaşımına uğrayan alacak kendiliğinden ortadan kalkmaz. Borçlu zamanaşımı savunmasını ileri sürerse bunun hukuki sonuçları doğabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesine göre hâkim, zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.
Özel kanunlarda hak düşürücü süreler de bulunabileceğinden her süreyi zamanaşımı olarak değerlendirmek doğru değildir. Hak düşürücü sürelerin sonuçları farklı olabilir.
Alacak Davasında Faiz Nasıl Talep Edilir?
Alacaklı, koşulları varsa ana paranın yanında faiz de isteyebilir. Ancak faiz türünün, başlangıç tarihinin ve uygulanacak oranın hukuki dayanağı belirlenmelidir.
Temerrüt faizi bakımından borcun muaccel olması ve borçlunun temerrüde düşmesi önemlidir. Kural olarak muaccel borçta ihtar gerekirken, ödeme gününün taraflarca belirlenmiş olması gibi durumlarda ihtarsız temerrüt mümkün olabilir.
Faizin başlangıç tarihi her zaman dava tarihi değildir. Sözleşme, kanuni düzenleme, ödeme vadesi ve ihtar bilgileri değerlendirilerek belirlenir. Ayrıca 2026 yılında kanuni faiz oranının belirlenmesine ilişkin düzenleme değiştiğinden güncel oran ilgili dönem bakımından kontrol edilmelidir.
Dilekçede hangi tutara, hangi tarihten itibaren ve hangi tür faizin istendiği açıklanmalıdır. Ticari işlerde uygulanabilecek özel faiz hükümleri ile sıradan ödünç para ilişkileri aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Alacak Davası Dilekçe Örneği
Alacak davası dilekçe örneği, borcun kaynağını ve mahkemeden istenen sonucu açıkça gösterecek şekilde hazırlanmalıdır. Aşağıdaki taslak, iki kişi arasındaki ödünç para ilişkisinden kaynaklanan genel nitelikteki bir alacak talebine yöneliktir. Mahkeme, faiz ve diğer bilgiler somut olaya göre uyarlanmalıdır.
[YER] ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI: [Ad soyad, kimlik bilgileri ve adres]
DAVALI: [Ad soyad ve adres]
DAVA KONUSU: Ödünç para ilişkisinden kaynaklanan [tutar] TL alacağın, koşulları oluştuğu ölçüde işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. Davalıya [tarih] tarihinde, geri ödenmek üzere [tutar] TL verilmiştir. Söz konusu para [banka transferi veya diğer ödeme yöntemi] aracılığıyla teslim edilmiştir.
2. Taraflar arasında geri ödeme zamanı [kararlaştırılan vade veya ilgili bildirim süreci] olarak belirlenmiştir. Buna rağmen davalı, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.
3. Davalıdan ödeme [ihtar veya bildirim tarihi] tarihinde talep edilmiştir. Borcun [tamamı veya kalan kısmı] ödenmemiştir. Alacağın varlığı ve miktarı sunulan belgelerle desteklenmektedir.
HUKUKİ NEDENLER: Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili diğer mevzuat.
DELİLLER: [Sözleşme, banka dekontları, yazışmalar, ihtarname ve hukuka uygun diğer deliller]
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle [tutar] TL alacağın, hukuken uygun başlangıç tarihinden itibaren talep edilen faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderlerinin ilgili mevzuat uyarınca davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim.
TARİH: [Başvuru tarihi]
DAVACI: [Ad soyad ve imza]
EKLER: [Delil belgeleri ve gerekli diğer ekler]
Dilekçe Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi dava dilekçesindeki temel unsurları düzenler. Mahkemenin adı, taraf bilgileri, davanın konusu, iddianın dayandığı vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve açık talep sonucu dilekçede bulunmalıdır.
Talep sonucu özellikle dikkat gerektirir. Mahkeme kural olarak tarafların talepleriyle bağlıdır. Bu nedenle ana paranın yanında faiz veya başka bir kalem isteniyorsa talep usulüne uygun kurulmalıdır. Örnek metindeki olay anlatımı ile deliller arasında çelişki bulunmamalıdır.
Alacak Davası Masrafları Nelerdir?
Dava açılırken harçlar ve yargılama için gerekli gider avansı gündeme gelir. Masraflar, davanın türüne, talep değerine ve yürürlükteki tarifelere göre değişir. Bu nedenle bütün alacak davaları için geçerli sabit bir dava açma bedeli bulunmaz.
Başlıca gider kalemleri şunlardır:
- Başvuru ve ilgili dava harçları.
- Tebligat ve posta giderleri.
- Gerektiğinde bilirkişi ve keşif masrafları.
- Avukatla temsil hâlinde vekâlet ücreti ve ilgili giderler.
Yargılama sonunda giderlerin hangi tarafa yükletileceği davanın sonucuna göre belirlenir. Davanın kısmen kabul edilmesi durumunda giderler bakımından da farklı bir dağılım söz konusu olabilir.
Yargılama giderlerini ödeme gücü bulunmayan ve kanuni koşulları taşıyan kişiler adli yardım talep edebilir. Adli yardım, belirli giderlerden geçici muafiyet veya bunların avans olarak karşılanması gibi imkânlar sağlayabilir.
İcra Takibi mi Yoksa Alacak Davası mı Açılmalı?
Para alacağının tahsili için her durumda önce dava açılması gerekmez. Alacaklı, alacağın niteliğine uygun icra yoluna başvurabilir. Genel haciz yoluyla ilamsız takip, para alacaklarında kullanılan yöntemlerden biridir ve kural olarak önceden mahkeme kararı bulunmasını gerektirmez.
Ancak borçlu süresinde ve usulüne uygun şekilde itiraz ederse ilamsız takip durabilir. Bu durumda itirazın iptali davası veya koşulları varsa itirazın kaldırılması gibi hukuki yollar gündeme gelir.
| Değerlendirme | Alacak davası | İlamsız icra takibi |
|---|---|---|
| Temel amaç | Alacağı mahkeme kararıyla hüküm altına almak | Alacağın icra yoluyla tahsilini sağlamak |
| İnceleme | Deliller üzerinden yargılama yapılır | Başlangıçta alacağın esası yargılanmaz |
| Borçlunun karşı çıkması | Dava içinde savunma yapması | Usulüne uygun itirazla takibin durabilmesi |
| Önemli risk | İspat ve yargılama giderleri | İtiraz nedeniyle ayrıca hukuki işlem gerekmesi |
Takip yolunun seçilmesinde borcu gösteren belgeler, beklenen itirazlar, zamanaşımı ve takip türüne özgü şartlar değerlendirilmelidir. Kambiyo senetlerine dayalı takipler gibi özel yollar için ayrıca kanuni koşullar bulunur.
Borçlu Ödeme Yapmazsa Dava Sürecinde Ne Olur?
Dava açıldıktan sonra dilekçe davalıya tebliğ edilir ve uygulanacak yargılama usulüne göre savunma ve delil aşamaları ilerler. Mahkeme tarafların iddialarını inceler, gerektiğinde bilirkişi raporu alır ve uyuşmazlık hakkında karar verir.
Borçlu, parayı hiç almadığını, geri ödediğini, ödemenin başka bir hukuki nedene dayandığını veya zamanaşımı bulunduğunu ileri sürebilir. Bu savunmaların her biri kendi ispat koşulları çerçevesinde değerlendirilir.
Alacağın tahsilinin tehlikeye girdiği bazı durumlarda ihtiyati haciz talep edilmesi mümkün olabilir. Ancak ihtiyati haciz otomatik uygulanmaz. Kanuni koşulların bulunması, gerekli delillerin sunulması ve duruma göre teminat gösterilmesi gerekebilir.
Alacak Davası Kazanıldıktan Sonra Para Nasıl Tahsil Edilir?
Alacak davasının kabul edilmesi, borçlunun her durumda kendiliğinden ödeme yapacağı anlamına gelmez. Borçlu mahkeme kararına rağmen ödeme yapmazsa kararın niteliğine ve icra edilebilirlik koşullarına göre ilamlı icra yoluna başvurulabilir.
Takip sürecinde borçlunun haczedilebilir banka hesapları, taşınırları, taşınmazları veya üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları araştırılabilir. Haciz işlemleri kanundaki usul ve sınırlamalara tabidir.
Davayı kazanmak ile alacağı fiilen tahsil etmek farklı aşamalardır. Borçlunun haczedilebilir malvarlığının bulunmaması, tahsilatı güçleştirebilir. Bu nedenle dava öncesinde yalnızca deliller değil, alacağın tahsil edilebilirliği ve hukuken kullanılabilecek güvence yöntemleri de değerlendirilmelidir.
Hazırlayan: Hakname Editör Ekibi Yayın: 30 Ekim 2026 Nasıl hazırlıyoruz?
Bu sayfa genel bilgi verir, hukuki danışmanlık değildir. Süre, yetkili merci ve harç gibi bilgiler değişebilir; işlem yapmadan önce yürürlükteki mevzuatı ve ilgili kurumu kontrol edin, gerekirse bir avukata danışın.