Zamanaşımı, bir alacağın kanunda belirlenen süre içinde istenmemesi hâlinde borçlunun ödemekten kaçınabilmesini sağlayan süredir. Süre dolmakla alacak tamamen ortadan kalkmaz; ancak borçlu zamanaşımını ileri sürerse alacak dava veya takip yoluyla zorla tahsil edilemez.
Türk Borçlar Kanununa göre kanunda aksine bir hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedelleri, faizler ve ücret gibi dönemsel edimler ile vekâlet sözleşmelerinden ve bazı eser sözleşmelerinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; borçlunun bunu açıkça ileri sürmesi gerekir. Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya alacaklının dava açması ya da icra takibi başlatması gibi durumlarda zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar.
İşçilik alacakları, ceza davaları ve kamu alacakları gibi alanlarda özel kanunlar farklı süreler öngörür. Zamanaşımı ile hak düşürücü süre birbirinden farklı kavramlardır.
Kaynaklar
Bu sayfa genel bilgi verir, hukuki danışmanlık değildir. Süre, yetkili merci ve harç gibi bilgiler değişebilir; işlem yapmadan önce yürürlükteki mevzuatı ve ilgili kurumu kontrol edin, gerekirse bir avukata danışın.